Bu Blogda Ara

16 Kasım 2015 Pazartesi

Lancome Visionnaire Advanced Multi-Correcting Cream

Herkese merhaba! 

Bugünkü konuğumuz gerek şahane renkteki kavanozu gerekse vaatleriyle oldukça iddialı bir nemlendirici. Lancome Visionnaire kremin hem 15 ml'lik deneme boyunu hem de 50 ml'lik tam boyunu toplamda yaklaşık olarak dört ay boyunca aralıksız kullandığıma göre artık gönül rahatlığıyla yazabilirim! 

İlginçtir,miniğini de büyük boyunu da kendim satın almadım. Küçük boyunu Sephora'nın Black Kartlılara özel Visionnaire krem deneme sürprizi sayesinde edindim. Büyük boyu ise sevgili blogger Rüya Büyüktetik'in Lancome Türkiye ile Instagram'da düzenlediği  #selfie yarışması sayesinde kazandım! (Bu vesileyle kendisine bir kez daha teşekkür edeyim;) ) 


Her cilt ürünü değerlendirme postumda yaptığım girizgahı burada da sürdüreyim: Cildim kuru-karma yapıda. Yani T bölgem haddinden fazla yağlı ve/veya yağlanmaya meyilli, yanaklarım ise kupkuru. Üstelik cildimde sık sık kızarıklık ve hassasiyet problemi de yaşıyorum. Yoğun; ancak irritasyon yaratmayan nemlendiriciler bu nedenle her daim favorim.  

Lancome Visionnaire kremin yapısı, her şeyden önce, çok başarılı. Kullandığım süre boyunca (ki dört ay oldukça uzun bir deneme-yanılma süreci) nemlendirmesinden çok memnun kaldım. Kuru cildimi Ankara sonbaharına özgü öfkeli rüzgarında ve meşhur kış ayazında oldukça güzel nemlendirdi. Öte yandan herhangi bir hassasiyete neden olmadı. T bölgemi ise gereksiz yağlandırmadı.  

Bana kalırsa Lancome Visionnaire sıradan bir nemlendirici olmanın çok ötesinde. Bu kremi elimden düşürmediğim sürede serum kullanmadan rahatlıkla idare ettim. Hem gece hem de gündüz kullanılabilecek bir ürün Lancome Visionnaire. 


Bir de mis kokulu ki; sormayın gitsin;) Favori sonbahar-kışlık nemlendiricimi bulduğumu söyleyebilirim! Burada mevsim ayrımı yaptım, evet. Çünkü nemlendiricilerimizi de mevsim değişimleri ve hava dönüşümlerine göre güncellemeliyiz. Nasıl ki gardroblarımızda bahar temizliği yapıyor, kazakları ve kalın montlarımızı  kaldırıp yerine tişörtleri ve uçuş uçuş elbiselerimizi ikame ediyorsak aynı şeyi makyaj çekmecelerimiz için de aynısını yapıyoruz/ yapmalıyız. 


Lancome Visionnaire'in ambalajının gözlüğümle oluşturduğu renk  uyumu da muhteşem! Ben daha çok lensleriyle takılan ileri bir miyopum; gerçi ama gözlüklerim de her daim masamın üzerinde bulunmalı! Bunun haricinde belli oluyor mu bilmiyorum ama; mavinin her tonuna aşığım! 


Benimkine benzer cilt tipi olanlar, kışlık nemlendirici arayışı içinde mağaza mağaza gezip testerlar deneyen; ama gene de kesin karar veremeyenler, Lancome Visionnaire çok güzel, onu da bir denesenize! ;) 

Sevgiler.

Eglantine Tırnak Cilası Temizleyicisi


Hayatımın asetonunu buldum, dostlar! Oje severler, mütemadiyen oje sürenler ve #ojesizgezmeyenlerkulübünün daimi üyeleri bu post en çok sizler için. Aseton deyip geçmemek lazım. Sağlığa uygun olmalı, her şeyden önce. Malum, tıpkı kozmetikler gibi aseton içerikleri de pek masum değil! Kokusu bile başlı başına mesele! En önemli işlevi ise elbette ki ojeyi söküp çıkarma performansı... Gelin tüm bu saydığım hususları Eglantine Tırnak Cilası Temizleyicisi özelinde inceleyelim.

Bu ürün bizlere Eglantine firması tarafından yazısını burada okuduğunuz tanışma lansmanında hediye edilmişti. Firma yetkilileri en favori Eglantine ürünleri arasında bu asetonu göstermişti. Gerçekten de Eglantine'in en iyi ürünlerinden bir tanesi... Kapağını açar açmaz Gül kokusu doluyor burnunuza. Gül kokan aseton takdir edersiniz ki müthiş bir şey! Performansına gelince; pamuğa döktüğünüz az miktar aseton ojenizi sizi hiç ama hiç uğraştırmadan çıkarıyor. Kırmızı, bordo gibi koyu renk ojelerde bile sıkıntı yaşamıyorsunuz! Tırnağınızdan etlerinize bile bulaşmıyor koyu renk ojeler! Daha önceden böyle harika formüllü bir aseton görmedim ben! :) 


Uygun fiyatlı, mis kokulu, boyundan büyük ojeler çıkaran bir aseton arıyorsanız doğru Eptt avm'ye... Hatta linki buraya yerleştirmişken ben de kendime birkaç şişe sipariş vereyim. Sevgiler :)  


Dipnot: Yazımın başlangıcında da belirttiğim üzere ürün firma aracılığıyla tarafıma ulaştırılmıştır. Değerlendirmelerim her seferinde olduğu gibi objektif yorumlarımı içerir. 




Şarj edilebilir diş fırçalarına dair doğru bilinen yanlışlar

Manuel diş fırçası şarj edilebilir diş fırçası kadar iyi temizler!
Yanlış.  İlk kullanımdan itibaren şarj edilebilir diş fırçaları manuel fırçalara oranla  2 kat daha fazla plak temizler. Bu özellik dişlerinizin yalnızca dış görünümü için değil, sağlığı için de oldukça önemli. Plak, dişin dış kısmını kaplayan bakteri tabakasıdır. Bakteriler yediğimiz yiyeceklerdeki şekerle beslendikleri için, zamanla asit oluştururlar. Bu nedenle bakterilerin diş yüzeyine yerleşmesi, diş ve diş eti hastalıklarının en önemli sebeplerinden biridir.
Oral-B’nin elektronik fırçalarının tamamında fırça başlıkları yuvarlak olarak tasarlanmıştır. Bu yenilikçi tasarım sayesinde her dönüşte farklı bir açıyla dişin tüm yüzeyinin temizlenmesine olanak sağlar. Küçük boyutuyla her bir dişin yüzeyine ve diş aralarına rahatlıkla ulaşabilir.
Şarj edilebilir fırçalar yalnızca ağız ve diş sağlığı konusunda problem yaşayan kişilere tavsiye edilmektedir!
Yanlış. Oral-B’nin yaptığı bir anket çalışmasında, katılımcıların %39’unun ancak dişleriyle ilgili herhangi bir problem yaşadıktan sonra şarj edilebilir diş fırçası kullanmaya başlayacaklarını belirttikleri görüldü.
Ağız sağlığında tedaviden çok koruma yöntemi izlenmesi tavsiye edilmektedir. Çünkü dışarıdan yapılan herhangi bir müdahale, ne kadar iyi olursa olsun kendi dişinizin sağladığı rahatlığı ve fonksiyonelliği sağlamaz. Dişleri korumanın en önemli yolu, ağız ve diş problemlerinin bir numaralı sorumlusu olan plak tabakasını ortadan kaldırmaktır. Şarj edilebilir diş fırçaları, plak temizliği konusunda manuel diş fırçalarından %100’e kadar daha fazla etkilidir. Plak, yapışkan bir madde olduğu için diş fırçanızdan da ayrılması zordur. Bu nedenle diş hekimleri ortalama 3 ayda bir diş fırçanızı yenilemeniz gerektiğini söylüyor.
Şarj edilebilir diş fırçası da kullanıyor olsanız, 3 ayda bir fırça başlığı  değişimini gerçekleştirmek durumundasınız. Oral-B, elektronik diş fırçanızı kolayca yenilemeniz için değiştirilebilir başlıklarla size sunuyor.
Nasıl bir diş fırçası kullanıyor olursanız olun, diş fırçalama süreniz aynı olduğu için aynı etkiyi yakalayabilirsiniz!
Yanlış.  Diş hekimleri, dişlerinizi günde en az iki kez, 2 dakika fırçalamanızı öneriyor. Ancak yapılan araştırmalar ve klinik deneyler, dişlerinizi 2 dakika şarj edilebilir diş fırçalarıyla fırçalamanızın çok daha etkili sonuçlar almanızı sağladığını gösteriyor.
Şarj edilebilir diş fırçaları diş yüzeyine zarar verir!
Yanlış.  Yukarıda bahettiğimiz anketin bir başka ilginç sonucu da, anket katılımcılarının %5’inin şarj edilebilir diş fırçasının diş yüzeyine zarar verdiğini düşünmesi. Oral-B’nin şarj edilebilir diş fırçaları, basınç göstergesi sayesinde diş fırçasını dişinize çok fazla bastırdığınızda çalışmasını durduruyor.
Tüm şarj edilebilir fırçalar aynı özelliktedir!
Yanlış.  Herkesin diş yapısı birbirinden farklı. Bu nedenle Oral-B kullanıcılarına birbirinden çok farklı özelliklere sahip farklı şar edilebilir diş fırçaları sunuyor. Hassas dişetleri için, farklı büyüklükteki diş aralıkları için ya da sararmış dişleri beyazlatmak için birbirinden farklı bir çok diş fırçası modeli bulunuyor.
Detaylı bilgi almak için videoyu izleyebilirsiniz. Ürün alternatiflerini görmek için tıklayınız.
KAYNAK: www.uplifers.com

Bir boomads advertorial içeriğidir.

14 Kasım 2015 Cumartesi

Ankara Crown Plaza'da Gerçekleştirilen Pril Lansmanı

Herkese mutlu bir haftasonu diliyorum. Bugün geç kalmış bir lansmanın hikayesi yayında! Geçtiğimiz haftalarda Ankaralı bloggerlar olarak Pril'in firma yetkilileri ve Açelya Akkoyun'un da katılımıyla gerçekleştirilen Pril lansmanına Instagram hesaplarımızda yer vermiştik. O gün Ankara Crown Plazanın şık atmosferi ve lezzetli ikramları eşliğinde bol kahkahalı, neşeli ve de verimli bir etkinlik gerçekleştirdik. Her birimiz kendimize veya ailemize özgü Pril hikayelerimizi anlattık. Hepimizin Pril'e dair anlatacak anıları vardı; çünkü Pril çocukluğumuzdan beri her daim mutfağımızda, dahası hayatımızdaydı. 

Bildiğiniz üzere Pril markası Henkel  firmasının bünyesinde yer alıyor. Açelya Akkoyun ile işbirliğinde 3. yılı geride bırakmışlar. Gerçekten de Açelya Akkoyun ile marka öylesine güzel örtüşüyor ki... Bunu lansman sırasında Açelya hanım da büyük bir samimiyetle onayladı. Pril ile çalışmayı seçmesinin en önemli nedenlerinden birisinin kendisinin de Pril'i senelerdir severek ve de güvenle kullanması olduğunu belirtti. 

Öte yandan Pril yenilikçi bir marka. Son dönemde Instagram'a katılmış. Yarışmalarını da Instagram üzerinden sürdüreceklermiş. Ayrıca başka sürprizler de olacakmış, bence sizler de takibe alın. (https://instagram.com/prilturkiye/

Yukarıda da değindiğim üzere Açelya Akkoyun hanımefendi içten sohbetiyle aramızdaydı. Dilerseniz biraz da onun sözlerine kulak verelim: "Her kadın evini kendi kontrol etmeli. Çalışan kadınlar olarak yardımcılarımız var elbette. Ama evime gelip Pril ile bulaşıkları yıkayıp bir kenara koyduğum oluyor. Azıcık Pril ile koca tencere yıkanır." 

Bunların yanı sıra Açelya Hanım Pril'in greyfurt, çilek vs versiyonlarının yenilik veya çeşit arayanlara uygun olduğunu söyledi. Bu noktada çok hoş bir benzetme yaparak Limonlu olan Pril'i döpiyes gibi olduğunu ve tıpkı şık bir döpiyes misali her kadının gardrobunda mutlaka olması gerektiğini belirti. Buna ek olarak "Ama biz kadınlar bazen farklılık da istiyoruz. " diyerek farklı çeşitlere de gereksinim duyulabileceğini ifade etti. Ayrıca Pril ile ilgili bir sırrını daha bizlerle paylaştı ki, bir güzellik ve kozmetik bloggerı olarak bu bilgi benim fazlasıyla ilgimi çekti. Şöyle ki, Açelya Hanım makyaj gereçlerini yani fırçalarını da Pril ile yıkıyor, dezenfekte ediyormuş. Makyaj fırçalarını Bebek şampuanıyla yıkayan ben bu mühim öneriyi aklımın bir kenarına not ettim. Sizlerin de aklında bulunsun! :) 

Aile pozu çektirmeden etkinlik bitmez, biliyorsunuz. Bu harika fotoğraf da firmanın başarılı fotoğrafçılarının birisinin deklanşöre basmasıyla ortaya çıktı. 


Bu güzel davet için Pril yetkililerine ve Açelya Akkoyun'a bir kez daha teşekkür ederim. 

Sevgiler:)



13 Kasım 2015 Cuma

MAG Lounge'da Brunch Keyfi


Haftasonu usul usul yaklaşırken sizlerle harika bir brunch deneyimimi paylaşmak istiyorum. Geçtiğimiz haftalarda MAG PR'ın zarif davetiyle Next Level Avm'nin Podyum Katında yer alan MAG Lounge'da brunch keyfi yaptık. Instagram'dan takip edenler o anlar itibariyle timeline'larına düşen lezzetli sunumları gördüler. Bu postta ise daha detaylı anlatımlar ve ek görsellerle zenginleştirilmiş içerikle karşınızdayım. 

Şu harika manzara karşısında söylemek istediğim tek şey "Buyurun dostlar, buyurun, MAG Lounge'un bereketli sofrasına..." Manzara diyorum; çünkü şu tabloyu fotoğraf ve/veya görsel biçiminde sınıflandırmak haksızlık gibi geliyor. 

Klasik kahvaltılıklar dahi MAG Lounge'da sanat eseri gibi sunuluyor. Bu özende de ustaların mahareti ortaya çıkıyor.Tattığımız her şey kesinlikle çok çok çok lezzetliydi. 

Benim gibi peynir çeşitlerine deli olan, yurtdışına çıkar çıkmaz ilk iş olarak süpermarket bularak o ülkeye özgü peynir namına ne varsa deneyen birisi bu tabağa elbette ki bayıldı! Gerçekten de farklı farklı peynirlerin her biri çok lezzetliydi. Her şeyin gurme damaklar tarafından seçildiği o kadar aşikar ki... 

Ve karşınızda MAG Lounge Breakfast Menüsü... Eminim sizin de seçme konusunda kafanız karışacak. O halde elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışayım. Klasik kahvaltı ve/veya kruvasan kahvaltı gibi seçenekleri tercih ederek lezzetli peynirler, domatesler, zeytinler tadabilirsiniz. Şayet klasik kahvaltılıklar tatmak istiyorsanız bu iki seçenek sizlere hitap edebilir. Ancak yeni bir şeyler denemeyi tercih ederseniz Croque Madame ve/veya MAG-Roll'u mutlaka sipariş etmelisiniz. MAG Roll'un içindeki sıcak erik marmelatı ağzınızın içinde dolaşırken ne demek istediğimi anlayacaksınız;)

Tatlısız olmaz! İki pancake arasındaki hafif kremalı ve çilekli lezzet Türk kahvesinin yanına çok yakıştı. O kadar yedikten sonra bu tatlı bize fazla gelmedi; çünkü öylesine hafif ki... 

Brunch keyfi tek kahve ile geçiştirilemeyeceğinden birer tane de latte sipariş ettik. Çiçek dekorunun zarafetine de dikkat! 

Veee bu da o gün çekilen ve MAG derginin resmi Instagram hesabından yayınlanan toplu fotoğrafımız. İlk like bana ait;)



MAG Lounge Ankara'da klasik açık büfe brunchlardan sıkılanlara orijinal alternatifler sunuyor. Sevdiklerinizle birlikte haftasonu etkinlik planlarınıza MAG Lounge brunch'ı da ekleyebilirsiniz. Bu güzel ve bol sohbetli davet için MAG PR'a, MAG Lounge'un değerli çalışanlarına ve her zamanki gibi zarif ev sahipliği için Can Çavuşoğlu beyefendiye çok teşekkür ediyorum. MAG Lounge ile tanışma yazımı okumak isterseniz buraya tıklayınız! 

Sevgiler. 


10 Kasım 2015 Salı

Chef Akademi California Cevizi

Bugün sizlere hem bilgilendirici hem son derece keyifli hem de çok çok lezzetli bir etkinlikten söz edeceğim. Geçtiğimiz haftalarda Chef Akademi'ye davetliydik. California cevizini tanıyıp sonra da bu özel cevizi kullanarak birbirinden sofistike yemekler hazırladık. 

Malum, eğitim şart!;) İlk etapta firma yetkililerinden ceviz hakkında bilgiler aldık. 

Ceviz hiç şüphesiz sağlığımız için son derece faydalı. Ama her şey gibi ceviz tüketimi de aşırıya kaçarsa kilo almak kaçınılmaz. Ölçüyü iyi tutturmak gerekiyor. Öte yandan açık renkli ceviz en iyi cevizdir diye bir kaide de yokmuş. Orta koyuluktaki ceviz en idealiymiş; eğitim toplantısında bu bilgiyi de öğrenmiş olduk.

Bir yandan ceviz hakkında ve California cevizi özelinde bilgilenirken diğer taraftan da Chef Akademinin lezzetli sabah ikramlarından atıştırdık. Kek nefisti;)

Teorik bilgileri edindikten sonra soluğu mutfakta aldık! Tezgahıma merhaba deyin! ;)

Chef Akademi'nin ünlü Ali Şefinin talimatları doğrultusunda ikili ekipler halinde iş bölümü yaparak yeşil elmaları soyduk, dilimledik ve tavada kızartmaya başladık. Bu görseldeki el modelliği için Asena'cığıma (@acicikolata) kalp kalp kalp;) 
Kızaran elmalar şeflerin de yardımıyla hazırlanan harçlarla biraraya gelerek tatlılara dönüştüler. Ve soğumak üzere buzdolabında işlerimizin bitmesini beklemeye koyuldular;)

Geldik ana yemeğe... Yine elbirliğiyle harcı hazırladık. Sonra o harcı incecik bifteklerin içine sardık.

Karışmasınlar diye de üzerlerine isimlerimizi yazdık. Alimünyum folyolara sarmamız gerektiğinden şeker gibi paketledik çoğumuz. Sonra hepsi doğru fırına! ;)

Aralarda Ali Şef çoook önemli sırlarını bizlerle paylaştı. Kendisinden aldığımız püf noktalarıyla hazırladık yemekleri. 

Ali Şefi dikkatle dinleyen bir grup blogger;) 

Ve de Ali Şefin talimatları doğrultusunda harıl harıl çalışan birkaç blogger;)

Malum etkinlik demek bol bol fotoğraf çekimi demek. Haliyle de bir başka objektife poz verirken sağdan soldan uzanan bir kameraya takılmak an meselesi;) 

Mutfaktan son detay da bu kare... Hadi buyurun artık yemeğe geçelim:)

Kendi yaptığınız yemeklerin lezzeti de hiç şüphesiz bir başka... Keyifli bir yorgunluğun ardından California cevizi hammadddeli yemeklerimizi yerken bunu bir kez daha anladık:)

Aile pozumuz sevgili Zeynep(@lariendijital) 'in objektifinden... 


Bu keyifli etkinlik için California Cevizi firmasına, Chef Akademi'nin bütün çalışanlarına ve özel olarak da Ali Şef ve Ekin Şef'e, beni davet ettiği için sevgili Ayşegül'e (@ankaraetkinlik) çoook teşekkür ederim. 

Sevgiler. 


Pandora #UnutulmazAnlar Next Level Mağazası 2015 Sonbahar-Kış Lansmanı


Instagram'dan takip edenler bilirler (bkz. @hilalsblog), geçtiğimiz haftalarda MAG Dergisi ekibinden harika bir lansman davetiyesi almıştım. Ancak o gün dekanımızla toplantımız olduğundan davete gitmem oldukça zor gözükmekteydi. Deyimin tam anlamıyla, "iki gönüllü" olmuştum. Bir yandan zihnim değerlendirme toplantısının gündemiyle meşgul, diğer taraftan Pandora'nın yeni charmlarının ışıltısı cezbediyor. Ne mi yaptım? Pandora bilekliğimi taktım, toplantımın erken bitmesini umdum veeee okula gittim. Instagramdan Pandora lansmanı davetiyesinin üzerine yerleştirdiğim bilekliğimin fotoğrafını paylaşırken sevgili takipçilerimden toplantımın erken bitmesi ve böylelikle davete icabet edebilmem hususunda şans dileklerini üzerime yağdırmalarını da rica etmeyi unutmadım, tabii. Sonuç mu? Dekanımızın son dakikada işinin çıkması, haliyle toplantının yalan ayy pardon yani iptal olması ve benim hooop soluğu Next Level AVM'de almam... Bu uzun betimlemelerle bezeli girizgahın ardından dilerseniz davetin detaylarına geçelim.


Ben varıncaya dek yeni koleksiyonun tanıtımı yapılmıştı. Ona yetişemesem de Pandora mağazasındaki çekici vitrinleri fotoğraflamaktan geri durmadım, elbette! :)


Pandora geniş charm koleksiyonuyla herkese ve her keseye hitap edecek seçeneklerle dolu... Bileklikle hikaye oluşturma fikri bana son derece orijinal geliyor. Düşünsenize, hayatınızla alakalı önemli anları, kararları, kutlamaları somutlaştırdığınız charmlar ile bileğinizde şık bir anılar dizgesi taşıyorsunuz. Baktıkça bilekliğinizi oluşturan charmların sembolize ettiği değerleri hatırlayıp mutlu oluyorsunuz. Ve de o bileklikte oluşturduğunuz hikaye tamamen size özgü nitelik gösteriyor. Tıpkı sizin gibi eşsiz, biricik, çok çok çok değerli...


Öte yandan Pandora'nın Next Level Mağazası benim için ayrı bir öneme sahip. Geçtiğimiz doğum günümde babamın hediyesi sayesinde ben de bir Pandora bileklik hikayemi yazma sürecine başladım. Bu ilki iyi ki  Pandora Next Level'da yaşamışım diyorum. Çünkü söz konusu şube son derece ferah, ürün çeşidi bol, çalışanlar ilgili, güleryüzlü ve de oldukça yardımcı....


Buraya dek sadece bilekliklerden konuştuğumuzun farkındayım. Ancak Pandora'nın birbirinden şık yüzük ve kolye seçenekleri de mevcut. Özellikle yaprak detaylı olan yüzükleri benim favorim! Yılbaşı da yaklaşıyor, hani...:) Evrene ya da Noel Baba'ya mesajımızı böylelikle bırakmış olalım;)


Aslına bakarsanız sadece yapraklar değil, mağazadaki her şey ışıldıyor! 


Pandora hayranlarının birbirinden iddialı ürünler arasında alışverişe daldığı bir kareyle de postu kapatalım.


Davet için MAG PR'ın değerli çalışanlarına bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. En kısa zamanda kendi Pandora hikayemi bilekliğim ve charmlarım eşliğinde anlatma sözü veriyorum. 

Sevgiler.



2 Kasım 2015 Pazartesi

Catrice Viennart C01 Nude Nouveau Ruj


Herkese selamlar!

Bildiğiniz üzere Türk bloggerlar ve kozmetikseverler olarak Catrice markasının ülke sınırlarımıza girişini coşkuyla kutladık! Bugün de sizlerle Rosmann'daki Catrice standından aldığım bir ürünü sizlerle paylaşacağım.

Viennart koleksiyonu aslında Catrice'in geçen sene Avrupa'da piyasaya sürdüğü yılbaşı koleksiyonuymuş. Gerek ambalajları gerekse ürünleri çok hoşuma gittiğinden ve koleksiyon ürünü olduğundan sınırlı sayıda getirildiğini bildiğimden birkaç ürün(2 oje, 2 ruj) satın aldım. 



Catrice Viennart koleksiyonunda 3 adet ruj bulunmakta. Ben elime swatchladığım bu rengi çok sevdim. Hafif pembelik veren, içinde minik altın rengi ışıltılar bulunan hoş bir Nude ruj. Dudağıma verdiği yoğun nemi de çok seviyorum. Bu nem desteğiyle sonbahar ve kış aylarının favorisi olabilecek nude rujlar arasında. 

Çok hafif bir kokusu var rujun, bana kalırsa vazelin gibi kokuyor. Ama bu kokuyu ancak uygulama anında alıyorsunuz, sonrasında değil. Kesinlikle rahatsız edici değil benim açımdan. Ruj nemlendirme özellikli ve doğal bir tonda olduğundan dudağınızı opaklaştırana dek birkaç kez üzerinden geçmeniz gerekiyor. 


Yanılmıyorsam fiyatı 15 TL civarında. Uygun fiyatlı ruj arıyorsanız öneririm. Limitli sayıda olduğunu unutmamakta ve acele etmekte fayda var;) Sevgiler. 

Revlon 705 Gray Suede Oje


Bugün blogda Bay Grey yok belki ama Revlon 705 Gray Suede Oje var! Emin olun bugünkü konuğum en az Bay Christian Grey kadar merak uyandırıcı bir ton;)


Ülkemizde Watsons Türkiye tarafından satışa sürülen Revlon markasının hemen hemen her ürünü(ruj, fondöten, kapatıcı, far) geniş kitlelerce seviliyor. Ben de Kurban Bayramında Revlon markasının tanımlanan "2. Ojede %50 indirim" kampanyasıyla iki adet Oje aldım. Revlon'un oje standında hatrı sayılısı derecede renk seçeneği olduğunu belirteyim. Ancak ben tercihlerimden birini doğal tondan yana kullandım.

705 Gray Suede kremsi yapıda. Klasik Oje fırçasına sahip. (Yani bildiğimiz, senelerdir alışkın olduğumuz ince fırçalı) Ben her ne kadar ojede kalın fırça rahatlığına alışsam da bu ojeyi uygularken sorun yaşamadım. Ojenin hızlı kuruduğunu da söylemeliyim. Görsellerde 2 kat uygulanmış halini görmektesiniz. 


Ojede kalıcılık çok sık Oje değiştirdiğim için bende bir kriter değil. Ama meraklısına not düşerek; bu ojenin yaklaşık 3 gündür uçlarından dahi soyulmadan sapasağlam durduğunu ekleyeyim. 



Nude Oje sevenler 705 Gray Suede'e mutlaka bakmalı. Revlon ojeler Watsons Türkiye indirimsizken 9.99TL civarına satılıyor. Fiyat performans açısından oldukça başarılı. Sevgiler! 



Popüler Yayınlar