Bu Blogda Ara

30 Eylül 2011 Cuma

Misss gibi Melissa 2011-12 Sonbahar Kış Koleksiyonuna Bakın!

Sevgili okuyucular Melissa ayakkabı, bot, babet, terlik vs sevmeyen var mı? Bence yoktur:) Aşağıdaki resimleri Lazy Butik'in Facebook sayfasından derledim sizler için.











Rengarenk çok şeker hepsi. Benim favorim ise fiyonk detayı bulunan babetler! Özellikle toz pembe rengine bittim:) Ey Evren benim sesimi de duy:)

Bu arada Lazy Butik fiyonklu babetlerin 139 TL olduğunu söyledi. Bir an evvel gidip denemek istiyorum! Bu arada eğer blogumu, yazılarımı beğeniyorsanız Facebook sayfamda da sizleri görmek isterim: Dolabımdan Taşan Renkler'i arkadaş olarak ekleyebilir ve/ veya Stil, Moda, Makyaj Üzerine sayfasından beni ve blogumu takip edebilirsiniz.

Ha söylemeyi unuttum: Bugün Cumaaaa! ;) İyi bir hafta sonu diliyorum şimdiden:)

21 Eylül 2011 Çarşamba

H&M Ankara'dan İlk Cici

Hayır ben açılışa filan katılamadım. Son dönemlerde biraz rahatsızım çünkü:/ Amaaaa çok çok sevdiğim teyzem Cepa'ya gitmişken bana da bir sürprizle döndü;) Bayıldığım bu çanta benim H&M Ankara'dan sahip olduğum ilk parça ünvanını elde etti!:)

Rengine bayıldım:) Kırmızı ile bordo arasında dans eden çok çok hoş bir ton:)


Şekli ve boyutu da benim için son derece kullanışlı.


İçinin kumaşı bu şekilde. Klasik H&M çantası işte;)


Üstelik düşünürseniz fiyatı da bu kalite için iyi sayılabilir.


Bu çanta ile kombinlemeyi düşündüğüm kıyafetler spor-klasik olarak tanımlanabilir. Ama benim daha güzel planlarım var: Şöyle ki bu çantayı kullandığım zaman yapacağım makyajı düşünüyorum:)) Kırmızı rujlarım&glosslarımla stilimi tamamlamayı hedefliyorum! Zaten biliyorsunuz sezonda kırmızı& bordo rujlar oldukça öne çıkmış durumda. E belki kırmızı rujlarımı tanıtan bir de post hazırlarım bu hafta içinde:) Takipte kalın;)

Sevgiler.

16 Eylül 2011 Cuma

Son Trendyol Alışverişim

İnternetten alışveriş yapmak, bundan yaklaşık 3 yıl önce kitaplarımı Kitapyurdu sitesinden temin etmemle başladı. Ardından da diğer alışveriş sitelerine göz kırpınca belli başlı, güvenilir 3-4 siteye üye oldum. Trendyol da bunlardan biri. Eminim aranızda Trendyol'dan memnun kalan pek çok arkadaş vardır.

Bir kere kutulama işlemi çok iyi. Sipariş, kargo vb takip sistemi güzel.


Laf aramızda, önceki alışverişimden kalan kutulardan birine ojelerimin bir bölümünü doldurdum ve makyaj çekmeceme koydum;)


Ojelerime değinerek konumuza da farkında olmadan giriş yapmış oldum. Bundan 15 gün filan önce Trendyol'da Essie butiği açıldı ve birbirinden güzel ojeler uygun fiyatlarla satışa kondu. Ben de uzun zamandır beğendiğim Spring 2011 koleksiyonu ojelerine kavuşmak için fırsat bu fırsattır dedim:) 4lü mini setin fiyatı kargo-taksit dahil yaklaşık 36-37 TL'ye mal oldu.

Yani bubble paper'a sarılarak koruma altına alınmış bu mini ojeler benim ilk Essie'lerim;) Yuppi!


Bu, paketin üstten görünüşü. Renkler Coat Azure, French Affair, Topless&Barefoot ve Nice is Nice.


Nice is Nice çok açık lila rengi. French Affair ise adı üstünde, French pembesi için ideal bir renk.


Topless& Barefoot bej renkli. Bence French için de ideal bir ton. Coat Azure cici bir mavi.



Renkleri teker teker denedim. Hepsi(mavi hariç) oldukça açık ve tek katta belli olmuyor. Normalde tek kat ojeden şaşmayan ben için yeni bir durum ama Essie kalitesi uğruna katlanacağız artık;)

Bu son kare de Trendyol'un bana teşekkürü. 'Asıl ben teşekkür ederim:)'


Son olarak, Kate Middleton'ın da düğün ojelerini Essie'den seçtiğini biliyor muydunuz? Sevgiler;)

15 Eylül 2011 Perşembe

The Body Shop Fırçalarım

Makyaj sever biri olarak gayet iyi biliyorum ki; iyi bir makyaj ancak ve ancak iyi fırçalarla yapılır! Bu yüzdendir ki kaliteli makyaj fırçalarına yatırım yapmak gerekir. Tabi bu da yeterli değildir, zira o fırçaların hijyenik ve uzun ömürlü olması için sık sık bakımının yapılması şarttır.

Bu postta size fırça koleksiyonuma en son eklediğim The Body Shop fondöten ve far fırçasından bahsedeceğim. Yine matruşka bebek gibi kat kat açılacak;)



Soldaki fondöten fırçası, sağdaki de far fırçası.


Bu fırçayı henüz kullanmadım, cildime bir süre daha fondöten süremeyeceğimden(alerjik bir durum) bir süre daha kullanamayacağım. Ancak bu fırçayı inceledim ve fondöteni güzelce sürmek, eşit dağıtmak için ideal bir fırça. Satış elemanı sentetik kıllarının olduğunu söyledi. Oldukça yumuşak kılları var.Ayrıca makyaj bloggerlarından da bu fırçayı öneren arkadaşlar var(açıkçası biraz da onların yönlendirmesiyle aldım:))


Bu far fırçasının özelliği de 'blending' yapmasıyla meşhur olması. Birkaç kez bu fırçayla blending yaptım ve gerçekten iyi.Tavsiye ederim.


Bu fırçaları aldığım zamanda The Body Shop'ta 1 alana 1 bedava tarzı bir kampanya vardı. Yani fondöten fırçası fiyatına(yaklaşık 30 TL) bir de far fırçam oldu:) Kampanya hala devam ediyor mu bilmiyorum; ama bir uğradığınızda bakın derim. Sevgilerle.

14 Eylül 2011 Çarşamba

Inglot Ojelerim

Bu postta size Inglot ojelerimi tanıtacağım.

İkisini de 2 sene önce kışın aldığımı hatırlıyorum.

Soldaki 332 nolu krem rengi. Sağdaki ise 857 nolu sedefli pembe.


332 no oldukça güzel bir krem rengi. Bu tür klasik renkler çok kullanışlı olduğundan ve her giydiğime uyum sağladığından sıklıkla tercih ediyorum. Inglot kalitesini de unutmamak lazım tabi. Tek sürüşte dahi güzelce opaklaşıyor. 2-3 kat oje sürmek bana biraz zor geliyor; ama bu ojede öyle bir sorun yok, tek katta bile renk gayet iyi.


857 nolu oje de sedefli şeker bir pembe. Yazları özellikle epey kullandım bunu da. Diğerinde olduğu gibi, bu ojenin de hem sürümü kolay hem de tek katta bile rengi gayet hoş.


Sizin favori Inglot'larınızın renkleri neler?

6 Eylül 2011 Salı

Tony&Guy Soft Curl

Bu postta size Watsons'tan aldığım Tony&Guy Soft Curl Cream'den bahsedeceğim. Cumartesi günü hastanedeki kontrolümden sonra Ankamall'e uğradım. Watsons'taki tüm Tony& Guy ürünlerinde %50 indirim vardı! Ben de ne zamandır istediğim bu ürüne kavuştum.

Saçlarım dalgalı olduğundan bazen onları yatıştırmakta güçlük çekiyorum. Bu ürünü ilk kez Trendyol'dan almaya karar vermiştim. Ancak o dönem kart limitim yetmemişti:O

Henüz kullanmadım;ancak Tony& Guy oldukça iyi bir marka. Dolayısıyla kalitesinden şüphem yok. Normalde 29.50 TL olan bu şekillendirici kreme yaklaşık 15 TL ödedim.

İndirim hala devam ediyordur tahminimce, siz de Tony& Guy ürünlerine bir göz atın derim:)


5 Eylül 2011 Pazartesi

Swatch Saatim

Cumartesi günü hastanedeki kontrolümden sonra Ankamall'e uğradım. Swatch'ta kendimi kaybettim. Saatler yine rengarenk, cıvıl cıvıl:) Tam benlik!

Ne zamandır Swatch'tan saat almak istiyordum. Bahane oldu bana:) Bu kırmızı saate dayanamadım:P


Bi sürü güzel rengi vardı(yeşil, pembe, mavi, gül kurusu vb) ama ben bunu seçtim. Nasıl beğendiniz mi? 

4 Eylül 2011 Pazar

'Yazlık'

Yaz mevsimi bitti aslında. Eylül ile birlikte sonbahar çanları çalmaya başladı. Ama pratikte baktığımızda havalar hala güzel;) Güneş pırıl pırıl parlıyor:)

Bu nedenle tanıtacağım kitap başlığını garipsemeyin. Malum 9 günlük tatil sona erdi. Yarın pek çok çalışan iş başı yapacak, ki bazıları 9 gün bile tatil yapamadı. Eh, okullar ve üniversiteler de açılmak üzere. Stres, gerilim had safhada. Pazartesi sendromu kapıda:(

Neyse canım sıkmayalım canımızı. Bunalmamak için 'Yazlık'ı okuyalım mesela:) İşe, okula giderken, metroda, serviste... Okuyalım ve yüzümüz gülsün. Bırakın, Gülse Birsel Avrupa Yakası sitcomlarındaki ya da yazdığı diğer kitap/ köşe yazılarındaki gibi kırıp geçirsin;) Zihniniz dağılsın biraz. Stresten uzaklaşın, güne pozitif başlayın:)

                 Ha pembe kapak ha yeşil kapak:) Hiç fark etmez.( Ben Kitapyurdu'ndan satın aldığımda  pembe vardı sadece)


Hadi hepimize kolay gelsin dileklerimle... Esen kalın;)

3 Eylül 2011 Cumartesi

H&M Ankaraaaaa…. Sonunda! ;)

Biliyorum bazılarınız Armada’nın karşısındaki dev reklam panosundan müjdeyi aldınız. Ya da bir arkadaşınızla laflarken size ‘Ayy biliyor musun H&M Eylül’de Ankara’ya açılıyor!’ dedi ve yüzünüzde güller açtı. Oradan, buradan, sağdan, soldan, sevgili Ankaralı bloggerlardan filan bir şekilde duymuşsunuzdur işte. Yanılıyor muyum?;)
2 sene öncesine kadar yurtdışına her gittiğimde neredeyse tüm bütçemi H&M’de harcayan biri olarak ben havalara uçtumJ Önce İstanbul’a açıldı; ben de gittiğimde uğrayıp her seferinde ‘Ankara’ya ne zaman açılacak?’ gibisinden sorularla çalışanlara rahat vermedim; onlar da sürekli zamanının belli olmadığını söyleyip durdular. Taaa ki Mayıs ayındaki İstinye Park H&M çıkarmama kadar;) Müjdeyi yine meşhur sorumla bunalttığım bir H&M çalışanından aldım. ‘Hem de 2 tane birden açılacak.’ Dedi. Ben durur muyum? Hemen ‘Peki nerelerde açılacak bilginiz var mı?’ diye araştırmaya devam ettim;) ‘G ile başlayan alışveriş merkezi hangisiydi?’ deyince ‘Kesin Gordion’dur’ diye düşündüm. Yanılmamışım. Mağazaların diğeri ise 17 Eylül’de Cepa’ya açılıyor;) Gordion H&M’in açılma tarihi ise 24 Eylül! Cepa’dakini bilemiyorum, ayrılan yeri henüz görmedim; ama geçen gittiğimde Gordion H&M’in 2 katlı olduğunu gördümJ İçeride hazırlıklar yapılıyordu ve hafif bir müzik sesi geliyordu, benim de mutluluğum katlandı;)
H&M’i sevmek için birçok nedenim var ki; bu bile başlı başına bir post oluşturmaya yeter de artarJ Sebeplerime değinmeyeceğim bu nedenle. Sadece bu yaz yurtdışından aldığım 3-5 H&M cicisinin resmini sizlerle paylaşacağım. 
Bu ojelerden İstanbul'da da var mı? Umarım Ankara'da olur. Zira 5'i de Türkiye'de üretilmiş:)


                                      
                                             Aksesuar alışverişimin yüzde 1'i filan bunlar:)

 Bangle tarzı gümüş-beyaz bileklik ve krem rengi.(Krem rengini İstanbul'dan almıştım; çok beğenince bir de sarısını aldım!;))
 Bu da fularım. Beyaz gömleklerime çok yakışacak;)



Ya işte bunlar aldıklarımın bir kısmı, diğerlerini fotoğraflayamadım kusura bakmayınJ Bakalım Ankara’daki mağazalardan ne gibi ganimetlerim olacak? Resimleri paylaşır, ürünleri tanıtır ve de yorumlarım. Sevgiyle kalın.

2 Eylül 2011 Cuma

Kırmızı Çizgili Beyaz Tişörtle Yapılabilecek 4 Kombin

Merhabalar! Bayramdaki Gordion ziyaretim bir önceki postta bahsettiğim küçük çaplı kozmetik alışverişiyle sınırlı değildi. Dahası vardıJ Pek çok mağazaya girdim çıktım. Genel olarak gözlemim şöyle: Mağazaların büyük bölümü yeni sezonu yavaştan sergilemeye başlamış. Bunun yanı sıra indirimler de hala devam ediyor.
Mango da bu mağazalardan biriydi. Yeni sezonda oldukça hoş parçalar var; ama ben yenilere şöyle bir göz atıp, daha önceden beğendiğim,indirimdeki bu tişörtü satın aldım.

                                                           İçte kalıyor; ama kırmızı kalp çok şirin değil mi? J




                                              Yakasındaki anchor detayına bittim, çok zarif:)



                                         



Lacivert çizgilisini de görmüştüm önceden; tabi ki kalmamıştı. Bu renkten sadece 3 adet Small beden vardı, birini de ben aldım.


Şimdiii, gelelim bu tişörtü nasıl kombinleyeceğim meselesine… Öncelikle bir moda otoritesi ya da bu alanda uzman,eğitim almış birisi olmadığımı belirteyim. Görüşlerim, bu blogda yer alan her şey gibi öznel. Bu postta değineceğim kombinler de tamamen kişisel zevkimi yansıtmakta.
Birinci Kombin: Marine teması.  Lacivert, beyaz, kırmızı üçlüsü deniz, güneş, kum üçlüsü kadar kulağa hoş geliyor. 2011 yaz sezonunda da bu tema oldukça revaçtaydı. Aslına bakacak olursanız bu renk uyumu ilkbahar-yaz konseptine çok yakışıyor, hemen herkes bu renkteki kıyafet ve aksesuarları severek kullanıyor ve bu nedenle de bu tema bir nevi klasikleşerek her sezon yeniden karşımıza çıkıyor. Bu üçlüyü çok sevenlerden biri olarak ben de bu tişörtü koyu lacivert bir kumaş pantolonla giyer, ayakkabı(tercihen sandalet veya espadril) ve çantada ise beyazdan şaşmam. Boynuma da anchor biçiminde bir kolye takabilir veya  içinde anchor charmının da bulunduğu bir charm bileklikle sade ve klasik bir marine görünümüne kavuşabilirim.
İkinci kombin: Beyaz pantolon. Bu da bir diğer gardırop demirbaşı. Üstelik beyaz pantolonlarımızı geçtiğimiz kış sezonunda da severek giydik.( Bir moda dergisi ‘Kış beyazı’ başlığıyla bu trendi nitelendirmişti; çok hoşuma gitmiştiJ) Bu kombinde ise kırmızı- beyazın bu kesin çizgili,yoğun,tekdüze etkisini dağıtmak için çanta ve ayakkabıda siyah veya gri tonlarını tercih ederdim. Takılarımı ise gümüşten ya da gümüş görünümlü aksesuarlardan seçerek bu kombini de bu şekilde tamamlardım.
Üçüncü kombin: Jean’siz olur mu hiç? Onlardan vazgeçemiyoruz! Hepimizin dolabında eski ya da yeni, her sezona uygun birkaç (!) parça jean varJ Dolayısıyla bu tişört de onlardan herhangi biriyle çok yakışır. İlk iki kombinde pantolon örneği verdim, burada ise kombinimizi jean etekle deneyelimJ İster buz mavisi, ister siyah herhangi bir jean etekle bu tişört çok yakışır. Yalnız jeanin bohem havasını ve sportifliğini kırmak için ayakkabı olarak babet tercih ederek daha derli toplu bir görünüme kavuşulabilirim. Öte yandan koyu lacivert tonlarında bir jean ile kombinlemek de marine teması ile bağdaştırılarak şıklığı garantilerJ Aksesuarlarda da mavi, beyaz, gri vb jeanle yakışacak her şey kullanılabilir.
Dördüncü kombin:  Kırmızı-bordo kapri. Havalar hala sıcakken kaprileri giymek için daha iyi bir bahane olamaz;) Bu tişörtü dolabımdaki açık renk, parlak kırmızı bir pantolonla denedim; ama bluzun çizgileri koyu kaldığından hoş durmadı. Bu nedenle ‘bordoya dönük koyu kırmızı’ kaprimle daha çok yakışır diye düşünüyorum. Bu da klasik bir kombin önerisi olacak belki; ancak ayakkabı- çanta ve aksesuar seçimimde de siyah, gri, mavi veya beyazın dışına çıkmazdım.
Tüm bu yazdıklarım size çok klasik ve ‘sade-şık’ biçiminde tanımlanabilecek bir giyim tarzım olduğunu düşündürebilir. Aksine, renkleri çok severim(bakın blogumun adına J) bu nedenle de hiçbir rengi giymekten kaçınmam. Ancak belli başlı bazı renklerle(kırmızı-beyaz bu tişört gibi) çarpıcı renkleri( mesela mor pantolonu, açık turuncu eteği vb) giyemiyorum maalesef. Evet biliyorum, son aylarda ‘color block’ trendi de almış başını gidiyor ama ne bileyim, renklere ne denli düşkün olsam da onları karıştırarak çılgınca stiller oluşturmak konusunda hala çok cesaretli değilim:/
Sizin bu kombinlere alternatif oluşturacak önerileriniz neler?

1 Eylül 2011 Perşembe

Bayramda Kozmetik Alışverişi Kaçamağı

Bayram ziyaretlerinin en önemli bölümünü hallettikten sonra soluğu Gordion'da aldım:) Ne yazık ki ben de bazılarınız gibi bayramı evde geçirenlerdenim:( Olsun ama ben de sağa sola çıkma fırsatı buldum.

Bu ilk yazımda sizlere dün Watsons'tan aldığım temel ürünleri tanıtacağım.

İlk önce toplu aile pozu:

Normalde deodorant konusunda pek fazla marka tercihi yapmam; Rexona, Fa, Nivea vb ürünlerin hepsini bugüne dek severek kullandım. Bana göre hemen hepsi aynı işi görüyor zaten. Bu markayı ise(Superdrug) İngiltere'deyken kullanmış ve çok beğenmiştim.

Her ikisi de 75'er ml.

 Miami Breeze adı gibi tam bir esinti; oldukça hafif bir koku. Yaz ve sonbahar için ideal.


İbiza Sunset ise daha şekerli ve yoğun bir koku. 

Deodorantların tanesi 1,90 TL. Gayet uygun fiyatlı bence.


Gelelim tırnak süslerime. Önceleri tırnak süslerine pek rağbet etmezdim; oje ile yapılan tırnak süslemelerini(çiçek, nazar boncuğu vb) severdim. Ancak son 2 senedir bu yapıştırmaları da benimsedim:) Watsons'ta da değişik şekillerini bulmak mümkün. Bu alışverişimin payına da bunlar düştü. İleride bunları kullanarak yaptığım oje postları da hazırlayabilirim.


Yağ emici kağıtlar(Blotting Papers). Hemen hepimiz gün içinde, makyaj sırasında veya sonrasında yağlanma derdinden muzdaribiz. Pek çok marka(Bobbi Brown vb) bu tip kağıtlar üretiyor; ancak Watsons'ta ilk kez karşılaştım ve beğendim.100 adetlik iki paketten oluşuyor. Henüz açmadım; ancak denedikten sonra yorumlarımı paylaşırım.
Ve son olarak bir sürpriz: Watsons 30TL ve üzeri alışverişlerinizde Rimmel London Glam Eyes Lash Flirt adlı maskarayı 6,90 TL daha ödemeniz kaydıyla size promosyon olarak sunuyor. Benim yukarıda bahsettiklerim dışında, arkadaşıma aldığımız şeyler oldu. Arkadaşımın rimeli varmış o yüzden bu rimel benim payıma düştü;) Rimmel de İngiltere'de dudak ürünlerini ve ojelerini denediğim bir marka idi. Göz ürününü ilk kez kullanacağım. Özelliği ise hacim verip  lifting etkisi yapması. Deneyip göreceğiz onu da;)

Şimdilik bu kadar sevgili okuyucularım. Yepyeni yazılar ve konularda görüşmek dileğiyle. Biliyorum son günü ama yine de bayramınız kutlu olsun. Umarım şeker tadında bir bayram geçirmişsinizdir;) Esen kalın.

Merhabalar...

Herkese merhaba:) Blog maceram bundan dört yıl önceye dayanıyor aslında. Kişisel bir blog açmaya karar vermiştim.Sonra istediğimin bu olmadığına karar verip dört yıl boyunca inzivaya çekildim;)Bu tip blog açma fikri ise Twitter sayesinde tanıdığım bazı blogger arkadaşlarının özendirmesi ile de desteklenince 'Dolabımdan Taşan Renkler' konsepti ortaya çıktı. Açıkçası üzerinde uzun süre düşündüm, gerek blogumun ismi gerekse içeriği kafamı oldukça meşgul etti ve sonunda bunda karar kıldım. Umarım her şey mükemmel olur.

Hepiniz gibi ben de trendleri takip ediyor, küçüklüğümden bu yana makyaj yapmayı çok seviyor, her tür aksesuara bayılıyorum.Blogumda da en genel hatlarıyla naçizane stil önerileri, makyaj biçimleri ve kullandığım ürünlerin tanıtımı üzerinde duracağım. Umarım güzel yazılar, kombinler, fotoğraflar yayınlar ve pek çok yeni arkadaş kazanırım:) İlk yazım, bir nevi önsöz aslında; ancak kapanış sözü bulamadım. (acemiliğime verin:)) Güzel yazılarda görüşmek dileğiyle sevgili okuyucularım diyor, hepinizi sayfama davet ediyorum.

Popüler Yayınlar